Balina Uykusu PDF Bu içeriği arkadaşına gönder
Yazar Özgür Keşaplı Didrickson   

Nefesini duyunca koştum... Araştırma kulübesinden kumsala. Bana çok uzun gelen bir süredir balinalarla karşılaşmamıştım. İyileştiren balinalar... O yüzden nefesini duyunca koştum. Güneydoğu Alaska'nın korunaklı koylarından birindeydik. Bir balinanın nefes alıp verişini duymamanın imkansız olduğu bir koyda. Araştırma kulübesinin olduğu yerde görüş alanım çok dardı. O yüzden kısa sürede uzaklaşmamasını dileyerek koştum.

Kumsala vardığımda hemen okyanusu taramaya başladım. Nefesini duyuyordum, hızla ve sürekli tüm koyu tarıyordum ama balinalar nefes verdiklerinde su üzerinde oluşan buharı (nefes bulutu diyebilir miyim?) göremiyordum. Acaba kulaklarım bana bir oyun mu oynuyordu? Oysa balina gözleminde çoğu kez ilk görülen nefes bulutu olur. Bir süre havada asılı kaldıktan sonra dağılan bu bulutu görünce balinanın yerini belirlemek hep daha kolaydır.

Bu fotoğraf, yazıda geçen uyuyan kambur balinaya değil, yine aynı bölgede sığ sularda beslenen bir kambur balinaya aittir.
Jno Didrickson

Geyiklerle ilgili bir çalışma için gelmiştik Chichagof Adası'na. Sabah Alaska'nın ılıman yağmur ormanında saatlerce taze geyik dışkısı aramıştık. İnsanların yürüyüş yapması için açılmış patikalarda değil de, geyiklerin kullandığı doğal hatlarda yürümek türlü akrobasi gerektiriyordu, çok yorulmuştum. Bu yüzdendi belki de, şimdiye dek pek çok kere balina görmüş olduğum halde, ilk kez nefes bulutunu, üstelik daracık bir alanda, bulamıyordum. Nefes alıp verişi tüm koyda yankılanan bu balina neredeydi?

Hemen pes edemezdim. Düş görmediğime de emindim. Sabırla bir daha, bir daha taradım koyu... Ve sonunda saniyeler içinde dağılan bir bulutçuk görmeyi başardım. Daha önce gördüğüm nefes bulutlarına hiç benzemiyordu. Ne kadar silik ve ne çabuk dağılıyordu öyle... Artık yalnızca nefes bulutunun oluştuğu bölgeyi taradım dürbünümle ve balinayı gördüm sonunda. Nefesini duyduğumda sırtı incecik beliriyordu su üzerinde. Kuyruğunu ise hiç göremiyordum. Sığ sularda avlanırlarken derine dalmadıkları için kuyruklarının görülmediğini biliyordum. Nefes verirken çok fazla ses çıkarmadığını, en çok sesin nefes alırken çıktığını fark ettim. Demek o yüzden nefes bulutunu bulmam bu kadar uzun sürmüştü... Sesini duyduğumda nefes bulutu nerdeyse dağılmış oluyordu. Daha önce böyle bir durumla hiç karşılaşmamıştım. Dikkatle balinanın olduğu yere sabitledim dürbünümü. Ne tuhaf, balina hiç hareket etmiyordu sanki... Karşı kıyıdan bir nirengi noktası seçtim emin olmak için. Evet, balina nerdeyse hiç kımıldamıyordu! Nefes aldığında sırtının ve başının bir kısmı görülüyordu, o kadar... Nerdeyse yüzen bir kütüğe benziyordu o haliyle. Bunu düşünürken anladım; balina uyuyordu!

Derin dalış sırasında güçlü bir şekilde nefes alıp veren balinaların, su üzerinde uzun süre asılı kalan nefes bulutlarının aksine, saniyeler içinde dağılan ve bulamadığım için bana düş gördüğümü düşündürten bu nefes bulutunun sırrı buymuş; sahibi uyuyormuş.

Çakıl taşlarının üzerinde oturdum ve balinanın nefes alıp verişini dinledim. Balinayı fazla seçemediğim ve boyutunu da tahmin etmekte zorlandığım için hangi türü gözlemlediğim konusunu bir yana bıraktım. Büyük olasılıkla kışı Hawaii'de geçiren ve baharla birlikte kuzeyin besince zenginleşen sularına gelen Kambur Balinalardan biri olmalıydı. Bir dirimbilimcinin bazen dürbününü, ölçüm biçim aletlerini rafa kaldırması gereken anlar vardır. Bu da o anlardan biriydi. Koyda yankılanan bu büyüleyici ses yalnızca balinanın değil, doğanın nefes alıp verişi gibiydi. Hem güçlü hem de kırılgan.

Uykuya dalmakta güçlük çeken, en minik sesle uyanan uykusuzgillerden olduğum için, uyku huzurla eşdeğer benim için. Uykunun sesi de en huzur verici seslerden. Uykunun bir türlü gelmediği uzun gecelerde ise kıskandığım ses... Ancak, balina uykusunun sesini kıskanamazdım, çünkü nasıl uyuduklarını biliyordum. Sıklıkla düşündüğüm kırılgan bir uykunun sesiydi bu. "Yarım" uykunun sesi. Balinalar ve yunuslar beyinlerinin yarısıyla uyuyorlar. Sırayla, beyinlerinin bir yarısı uyurken diğeri uyanık kalıyor. Bizim gibi uyumak onlar için mümkün değil, çünkü uyurken bir yandan da tehlikelere karşı tetikte olmak zorundalar. Daha da önemlisi, nefes almayı unutmamaları için beyinlerinin bir yarısı hep uyanık olmalı. Baygınken bile nefes alabilen bizlerin aksine istemli nefes alan balinalar, yaşamak için nefes almayı hatırlamak zorundalar. Uykudayken bile.

Gecenin bir yarısında çöp kamyonlarının sesiyle, söndürülmeyen bir sokak lambasının odama sızan ışığıyla "yarım" uyurken, sıklıkla yunusları ve balinaları düşünüyorum. Görme duyularından çok işitme duyularına dayalı bir yaşam sürdükleri için, sesin karadan daha uzağa taşındığı suda doğru dürüst uyuyup uyuyamadıklarını merak ediyorum. Denizlerdeki ses kirliliğinden ne kadar etkileniyorlar acaba? Chichagof adası'nın koyu sessizdi. Her bir yunus ve balina uyumak için sessiz ve korunaklı bir alan bulabiliyor mu? Balina gözlem tekneleri şimdiye kadar kaç balinayı, istemeden de olsa uykusundan uyandırdı, kim bilir... Balina avcılığının yapıldığı dönemlerde (aslında günümüzde de balina avlayan ülkeler var) nasıl uyuyabiliyorlardı acaba? Kaçı uyku sırasında avlanmıştı?

Hayatım boyunca unutmayacağım bu özel gözlemin verdiği mutluluk ve Alaska güneşinin güçlü ışınları beni iyice gevşetti. Zihnim ve bedenim uyku kıvamını buldu. Bir balina ile birlikte uyumak düşüncesi çok hoştu aslında, ancak kumsala tek başıma gelmiştim. Alaska'da, özellikle insan yerleşiminden oldukça uzak olan bu bölgede, her köşe başında ayılarla karşılaşmak mümkündü. Demek ki benim de uyurken dikkat etmem gereken tehlikeler vardı. Ayılar durduk yere kimseye bir şey yapmıyorlardı, ama sakin olmak altın kural... Uyku ile uyanıklık arasında telaşlı davranarak bir ayıyı şaşırtmak ya da sinirlendirmek istemezdim. Balina uyumaya devam ederken ben de kulübeye dönmeye karar verdim. Uykulu gözlerle giderken balina uykusunun sesi de benimle geldi. Bu sefer koşmuyordum.

*Bu yazı, iki aylık edebiyat dergisi "Sözcükler"in Kasım-Aralık 2010 tarihli 28.sayısında yayımlanmıştır. www.sozcuklerdergisi.com