Muturların sırtında Karadeniz’e… PDF Bu içeriği arkadaşına gönder

IMG_5834Mutur, ÖKD Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayınızNisan ayı bir şenliktir. Göçmen kuşları, uyanan ayılarıyla bir yaşam şenliği… Biz nisanda sık sık Auke Körfezi’ndeydik. Burası Juneau’nun en çok güneş alan yeri. Güneş bu körfezi nasıl seviyor, bir görseniz. Geçen gün en güzel nerde parladığını da keşfettim; muturların sırtında!

Deniz kenarında suya dokunmadan duramam. Suyu, içindeki dostları selamlamalıyım. O gün de hemen elimi suya sokmuş ve yerimize dönmüştüm. Yüzümü tekrar okyanusa çevirmemle sırtlarını görmem bir oldu. Selamımı almışlardı demek! Hemen kıyıya koştum. Burada pek yüzemediğim için her fırsatta ayaklarımı da sokuyorum suya. Muturlarla aynı anda suda olma keyfini kaçırır mıyım? Parmaklarım dondu ama değdi. Ben sudayken onlar da biraz ötede beslendiler.

En az 4 bireyin olduğu bu mutur grubunu 3 saat boyunca izledik. Denizi dikkatle taramaya alışık olmayan gözler fark edemeyebilir onları. Çoğunlukla görüp göreceğiniz hızla belirip yok olan sırtlarıdır. Muturlar genellikle yunuslardan küçük ve burunsuzdur. Dünyada 6, burada ise 2 tür var. Sözünü ettiğim türün bilimsel adı Phocoena phocoena. Karadeniz’de relicta alttürü var. Bilimsel olmayan deyişle “çok benziyorlar, bir anlamda kardeşler”.

Muturların sırtlarında parlayan güneşte bir şey vardı, çekti. Atladım sırtlarına. Karadeniz’e yollandım. Kırklareli’nin Limanköy’üne; kardeşimin yanına.

img_5848Mutur, ÖKD Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayınızÖzge hemen gördü bizi. Ne de olsa evlerinden yunus gözlemi yapabilirsiniz. Salonda otururken, mutfakta kahvaltı ederken…Limanköy’e ilk kez eşimin İstanbul sergisi sırasında gitmiştik. Nisandı. Şehir vapurlarından ne çok yunus görmüştük.  Köyde de bir gözüm denizde gezinmiştim. Sonunda pencereden bir yunus grubu görünce yeğenimi kucakladığım gibi tepeden aşağı koşmuştum. İlk kez yunus görecekti Rüzgâr! Keyifli grubu dikkâtle incelediği uzun gözlem sonrasında “Keşke biz de deniz canlısı olsaydık” demişti! O zaman 2,5 yaşındaydı; şimdi 1.sınıfa gidiyor. Öğretmeni ise annesi. İlk öğretmenleri 2. dönem başlamadan hemen önce öğrencilerini terk edip gidince, başta kızı öğretmensiz kalmasın diye kendisine getirilen teklifi kabul ederek 1. 2. ve 3. sınıflardan oluşan karma sınıfın öğretmeni oldu Özge.  Aslında o sırada değil ücretli öğretmenlik, hiçbir işte çalışacak durumu yoktu. Daha yeni doğum yapmıştı! Beni anne yapan (iki anne yarısı toplamı bir anne etmez mi?) yeğenim Defne için sütünü sağdıktan sonra Rüzgâr’la okulun yolunu tutan kardeşimin bugünlerde aklıma düşmesinin bir nedeni var tabii ki.

Evlerinden yunus görüyorlar diye “yeter çalışıp biriktirdiğimiz” deyip köye kaçmışlardan sanmayın onları. Şanslarına böyle güzel kiralık bir ev buldular. Ücretli öğretmen maaşı bile gelirlerine çok önemli katkı sağlıyor. Özge ve eşi uzman biyolog. Birlikte uzun yıllar kuşlarla ilgili çalışmalar yaptık. Özge, 2000 yılında kuş halkalamayı öğrenmeye gittiği Norveç’teyken, ülkemizde de ivedi şekilde bir ulusal halkalama programı kurulması gerektiğini düşünmüş ve başarıyla sonuçlanan girişimin öncüsü olmuştu. 2001’de ODTÜ ormanında pilot çalışmayla hayata geçirilen ve 2002’de resmiyete kavuşan UHP (www.halkalama.net),  kuş göçü açısından çok önemli olan ülkemiz için büyük bir gelişmeydi.  Geçtiğimiz yıl yabancıların böceklerimizi, çiçeklerimizi kaçırması haberlere konu olmuş ve hepimizi kaygılandırmıştı. UHP bu gibi durumları da engelleyen bir girişimdi. Özge, UHP koordinatörü olarak emek verdi yıllarca. Ben de yardımcısıydım. Uzunca bir dönem gönüllü çalışmıştık çünkü önemine rağmen desteksiz bırakıldı UHP. Ne yazık ki ülkemizde bir şeylerin öncüsü olmak acı çekmekle eş anlamlı olabiliyor. Manevi ve maddi desteksizlik nedeniyle görevlerimizden ayrılmak zorunda kaldık. Gönlüm, kız kardeşimin bir anlamda kendi yarattığı sıfatını halâ taşıyor olmasını isterdi ancak, Limanköy’e de çok yakıştı Özge. Hem, köy çocuklarının da kuş göçü çalışmaları yapmış öğretmenleri oldu, fena mı? Öğretmenlerin hem karınlarının doyması, hem de mutlu olmaları çocuklar için de ne kadar önemli. Mutfakta çorba karıştırırken yunus gören, bahçesini çapalarken üzerinden yüzlerce leylek geçen Özge hiç mutsuz olabilir mi?

Mart’ta çocuğumuz saydığımız UHP 10. yaşına bastı. Nice yıllara UHP! 10. pazar yazıma son halini verirken eşimle beni köylü yapan Kuşcenneti halkalama istasyonumuzu da 23 Nisan 2002’de açtığımızı farkettim! Başta çocuklar ve öğretmenler olmak üzere hepimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

*Bu yazı 22 Nisan 2012 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştır.